Ara 01

İkinci Dönem Tanzimat Sanatçıları

İkinci Dönem Tanzimat Sanatçıları

  • “Sanat için sanat” anlayışını savunmuşlardır.
  • Recaizade Mahmut Ekrem, Abdilhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai topluluğu olarak anılır.
  • Nabizade Nazım ve Muallim Naci topluluğun diğer önemli isimleridir.
  • Birinci topluluktan farklı yönleri şunlardır: Bu girişin kalanını oku »

Kas 27

PARAGRAF BİLGİSİ

Paragraf, herhangi bir yazının bir satırbaşından ötki satırbaşına kadar olan bölümüne denir. Daha geniş bir ifadeyle paragraf; bir duyguyu, bir düşünceyi bir isteği, bir durumu, bir öneriyi, olayın bir yönünü, yalnızca bir yönüyle anlatım tekniklerinden ve düşünceyi geliştirme yollarından yararlanarak anlatan yazı türüdür. Bu girişin kalanını oku »

Kas 25

Tanzimat Döneminin sanatçıları

Tanzimat Döneminin sanatçıları

Şinasi (1826-1871) Türk edebiyatında yeniliklerin öncüsüdür. 1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı. İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı. Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı. La Fontaine’den fabllar tercüme etti. Lamartine’den de manzum çevirileri vardır. İlk şiir çevirilerini de o yaptı. Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır. Bu girişin kalanını oku »

Kas 25

Tanzimat Fermanı’nın İlan Edilmesindeki Etkenler

Tanzimat Fermanı’nın İlan Edilmesindeki Etkenler

II. Mahmut’un 1826-1839 yılları arasında gerçekleştirdiği ıslahatlar, 3. Selim zamanından beri yapılan ıslahatların devamı olup, Tanzimat ıslahatlarının öncüsüdür. Bu noktada, Tanzimat kavramının 1839’dan önce kullanıldığı ve II. Mahmut döneminde ilan edilmesinin planlandığını görmekteyiz. Mustafa Reşit Paşa, Osmanlı Devleti’nde bir reform yapmayı kafasına koymuştu. Bu girişin kalanını oku »

Kas 25

SUNUM

Sunumda Yapılması Gerekenler

İnsan hayatı, bir toplumun içinde mevcuttur. Bu toplumda her an insanlarla iletişim içindeyiz.

Konuşurken, yazarken, bakarken, velhasılı her zaman bir iletişimle, bir sunumla karşı karşıyayız.

Lokantayı seçerken bile garsonların servisine dikkat ederiz. Garsonun dış görünüşü, işteki ustalığı müşteriye karşı tavrı o lokantayı seçmemizde birinci derecede etkilidir. Yemekler çok güzel ve kaliteli olabilir; ancak onu sunan bunu gerektiği gibi sunmuyorsa yani kendisi bal; yüzü sirke satıyorsa, yemekler ne kadar kaliteli olsa da asla bir daha orayı tercih etmeyiz. Bu girişin kalanını oku »

Kas 24

İSİM (AD)

İSİM (AD)

Varlıkları, kavramları karşılamak için onlara verilen adlardır.

İsimlerle, karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Bunlar daima birbirlerini çağrıştırır.

Örneğin “dolap” sözü aklımızda hemen varlık olarak “dolap” nesnesini canlandırır. Ya da bir ağacı gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir.

  Bu girişin kalanını oku »

Kas 20

YAZIM KURALLARI KONU TESTİ CEVAPLAR

  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bileşik eylemin yazımı yanlıştır?

A) Bu işi de o halletti.

B) Sen iyiyle kötüyü ayırdedemiyorsun.

C) Seni arayacağını zannetmiştim.

D) Seni hiçbir zaman affetmeyeceğim.

E) Her şeyi sen mahvettin. Bu girişin kalanını oku »

Kas 20

YAZIM KURALLARI KONU TESTİ

  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bileşik eylemin yazımı yanlıştır?

A) Bu işi de o halletti.

B) Sen iyiyle kötüyü ayırdedemiyorsun.

C) Seni arayacağını zannetmiştim.

D) Seni hiçbir zaman affetmeyeceğim.

E) Her şeyi sen mahvettin. Bu girişin kalanını oku »

Kas 20

Kurmaca Olarak Edebî Metin Ve Özellikleri

Kurmaca Olarak Edebî Metin Ve Özellikleri

 

Hiçbir edebî metinde, yaşanan gerçeklik olduğu gibi anlatılmaz. Anlatılırsa tarih olur, hatıra olur, kısacası öğretici metinolur. Bilimsel yazı ve eserlerin göndergesi dış dünyada veya insanda vardır. Bu yazı ve eserler bir insandan, bir varlıktan söz ediyorlarsa o varlık veya insan hacmi, ağırlığı ve görünüşüyle vardır; bir kavram ve olaydan söz ediyorsa bunların da görülmesi, deneyle gerçekliğinin kavranması veya anlaşılmasıyla mümkündür. Oysa edebî metinlerde anlatılanlar yalnız anlatıldıkları metin içinde vardırlar, bunlar âdeta kâğıttan ve mürekkepten varlıklardır. Bu girişin kalanını oku »

Kas 16

ÖYKÜ TAMAMLAMA ÇALIŞMALARI


CANIM ANNEM

Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.

Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun ona “Anneciğim, annler günün kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü,

“-ya gelmezse, ya izin alamadıysa.” İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.

Eski yazılar «