Servet-i Fünun Döneminde Roman

Servet-i Fünun Döneminde Roman

O döneme kadar teknik olarak kusurlu olan Türk romanı Servet-i Fünun Edebiyatında özellikle de Halit Ziya’yla birlikte artık teknik kusurlardan arınır. Halit Ziya, Türk romanını ele aldığında Ahmet Mithat’ın ve onun izinden gidenlerin olaya ve maceraya dayanan, faydacılık amacı güden, özentisiz bir üslupla yazılmış, sağlam bir teknikten yoksun eserleri vardı. Halit Ziya bu basit ve özentisiz romancılığa son vermiş ve kahramanların ihtiras ve duygularını tahlil etmeyi, onları kendi içinde göstermeyi esas alarak sanatkârane bir üslupla Batılı anlamda romanlar yazmıştır.

Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil): Halit Ziya’nın bu eseri aynı zamanda Batılı anlamda Türk romanının da başlangıcıdır. Eserde roman kahramanı Ahmet Cemil’in kişiliğinde Babıâli’de basın hayatında yok olup giden sanatçılar anlatılmaktadır. Bu karakter, aynı zamanda Servet-i Fünûn sanatçısını da temsil eder. Bu bakış açısında kendi içinde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar. “Mai ve Siyah” dönemin bütün toplumsal sorunlarını gündeme getiren bir roman olmuştur. Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dünyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Bu tasvirlerde insanların duyguları çok güzel işlenmiştir. Roman, aşırı duygusal ve romantik bir eserdir.

Aşk-ı Memnu (Halit Ziya Uşaklıgil): Halit Ziya’nın bir diğer önemli eseri olan bu romanda dönemin eğlence anlayışı ve ahlaki çöküntüsü tüm gerçekliğiyle ortaya konulur. Roman ilk önce 1899 – 1900 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanır. Bu romanda sanatının doruk noktasına çıkan Hal it Ziya, roman kahramanlarını kendi yaşadıkları çevreyle birlikte verir. Roman, toplumu yansıtmak yerine o toplum içindeki bireyleri toplumdan bağımsız olarak ele alır.

Eylül (Mehmet Rauf): Servet-i Fünûn Edebiyatının bir diğer önemli romancısı olan Mehmet Rauf’a ait olan Eylül, aynı zamanda edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman örneğidir. Eser, Servet-i Fünûn romanlarının aksine dil estetiği ve ifade ahengini, hayatın gerçekliğine karşılık gelecek yalın bir dilde bulur.

Bu üç eser, hem Servet-i Fünûn Edebiyatının roman anlayışını hem de bu dönem romancılarının hayata bakış açısını yansıtmaktadır.

Servet-i Fünun Romanının Özellikleri

  • Bu dönemde yazılan romanlar, şiirde olduğu gibi karamsar bir bakış açısıyla oluşmuştur. Eserler genellikle kötü sonla biter. Bu durum sanatçıların etkilendiği Fransız edebiyatından ve dönemin siyasal durumundan kaynaklanmaktadır.
  • Servetifünun Dönemi romancıları Tanzimatçılardan farklı olarak sosyal konuları işlememişler, eserlerini bireysel konularda yazmışlardır.
  • Tanzimat romanında teknik kusur olarak sayılan, “olay akışını kesip okuyucuya bilgi verme, yazarın kişiliğini yansıtması ve iyi kötü ayrımı” Servetifünun romanında görülmez.
  • Bu dönem romanında hikâyede olduğu gibi realizm ve natüralizm akımları etkilidir.
  • Romanlarda mekân olarak İstanbul kullanılmış ve kahramanlar halktan değil de genellikle aydın kesimden seçilmiştir.
  • Bu dönem romancıları yaşadıkları çağı yansıtırken okuyucularına nasihat vermeye veya onları yönlendirmeye çalışmazlar. Tarafsız bir şekilde olay örgüsünü ve kahramanları anlatarak kararı okuyucuya bırakırlar.
  • Romanlarda Türkçenin kurallarına ve söz dizimine uymayıp yeni anlatım olanakları aramışlardır. Bunun sonucu olarak da şiirde olduğu gibi konuşma dilinden uzak ağır bir dil ortaya çıkmıştır.

Servet-i Fünun döneminde anlatmaya bağlı edebi metinlerin genel özellikleri şunlardır:

  • Roman ve hikâyede teknik bakımdan Batı seviyesine bu dönemde ulaşılmıştır.
  • Konu ve karakter seçimine dikkat edilmiş, psikolojik tahlillere yer verilmiştir.
  • Roman ve hikâyelerde bireysel konular işlenmiştir: Aşk, dram, hayal kırıklıkları, aile içi ilişkiler…
  • Çevre tasvirlerinde ayrıntılara girilmiş, mekân olarak İstanbul dışına çıkılmamıştır.
  • Kahramanlar eğitimli, aydın, zengin, konaklarda yaşayan kişilerden seçilmiş, ait oldukları sınıfa göre konuşturulmuştur.
  • Roman ve hikâyelerde Arapça ve Farsçanın ağırlıkta olduğu süslü, söz diziminde değişikliklere gidilen uzun ve kesik cümlelerin kullanıldığı bir dil söz konusudur.
  • Roman ve hikâyede realizm ve natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.
  • Hikâyeler Maupassant tarzına (olay hikâyesi) uygundur.
  • Bu dönemde durum hikâyesi yazılmamıştır.
  • Teknik bakımdan başarılı ve olgun hikâyeler yazılmıştır.
  • Hikâyelerde mekân tasvirleri gerçeklik duygusu uyandırır.
  • Romanlarda gözlem önemli bir yer tutar.
  • Romanların süslü ve ağır bir dili vardır.
  • Romanlara konu olan olaylar İstanbul’da geçer.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.dersedebiyat.com/index.php/2018/02/servet-i-funun-doneminde-roman/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Araç çubuğuna atla