GAZEL ÖRNEKLERİ

992

    GAZEL

Günümüz Diline Aktarısı

Ganîdür ışk ile gönlüm ne mâlüm ne menâlüm var
Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlüm var

Gönlüm aşk ile zengindir, nemalım ne mülküm var; ne sevgilime kavuşmakla sevinirim, ne ayrı olmaktan üzüntüm var.

Ne sağ olmak murâdumdur ne ölmekden kaçar cânum 

Cihânda hasta-i ışk olalı bir hoşça hâlüm var

Ne sağ olmayı dilerim, ne de canım ölmekten kaçar; aşk hastası olalı beri dünyada bir hoşça hâl üzreyim.

Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân
Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlüm var

Ne yaslar evine varırım, ne de dost sohbetine uğrarım; ne cahil sofunun kınaması, ne kavgam ne tartışmam var.

Ben ol hayrân-ı ışkam ki yitürdüm akl u idrâki
Ne âlemden haberdâram ne kendümden hayâlüm var

Ben o aşk hayranıyım (aşk esrarı ile kendimden geçmişim) ki, aklı ve idraki yitirdim; ne âlemden haberim var, ne de kendi hâlimi göz önüne getirebiliyorum.

Cihân fânîdür ey Yahyâ Hüve’l-Hayy u Hüve’l-Bâkî
Değişmem atlas-ı çarha benüm bir köhne şâlum var

Dünya ölümlüdür ey Yahyâ, diri olan O’dur, ölümsüz olan O’dur; benim bir atlasım var ki feleğin atlasına değişmem.

Me fâ î lün / Me fâ î lün / Me fâ î lün / Me fâ î lün .   

— — — / .    — — — /   .    — — — /    . — — —                                                         

                                                  TAŞLICALI YAHYÂ

 

GAZEL

Günümüz Diline Aktarısı

Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var

Bende Mecnun’dan daha çok âşıklık yeteneği vardır. Sevgide, sadakat gösteren âşık benim. Mecnun’un ancak adı var.

N’ola kan tökmekde mâhir olsa çeşmüm merdümi 

Nutfe-i Kâbildür ü gamzen kimi üstâdı var

Gözbebeğimin kan dökmekte usta olduğuna şaşılmaz. O kabiliyetli bir tohumdur ve gamzen gibi bir üstadı vardır.

Kıl tefâhur kim senün hem var men tek âşıkun

Leyli’nün Mecnûn’ı Şîrîn’’ün eger Ferhâd’ı var

Eğer Leylâ’nın Mecnun’u Şirin’in Ferhad’ı varsa, senin de benim gibi âşığın olduğu için övünmelisin.

Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
Derde yoh sabrı anun her lahza min feryâdı var

Ey gül! Ben temkinli, sabırlı bir insanım, beni bülbüle benzetme. Onun benim gibi derde sabrı yok, her lâhza bin feryadı vardır.

 

 

Eyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var

Halim öyle kötü ki, devrin zulmünden dolayı kimin gönlü mahzun olsa, benim halimi görünce neşelenir (kendi haline şükrederek sevinir).

Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var

Ey gönlümün kuşu! Aşk gögünde gafil uçarak gezme. Çünkü bu sahranın (aşk sahrası) yollarında çok avcısı vardır.

Ey Fuzûlî ışk men’in kılma nâsihden kabûl
Akl tedbîridür ol sanma ki bir bünyâdı var

Ey Fuzulî! Nasihatçının aşkı engellemesini kabul etme. Onun nasihatı aklın tedbiridir, bir temeli var sanma.

                                                              

      FUZULİ

Fâ’ i lâ tün   / Fâ’ i lâ tün   / Fâ’ i lâ tün / Fâ’ i lün

 —   . — —   /   —   . — — /   —   . — — /   — . — /

 

 

 

GAZEL

Günümüz Diline Aktarısı

Fermân-ı ‘aşka cân ile var inkiyâdumuz

Hükm-i kazâya zerre kadar yok ‘inâdumuz

Aşkın emrine candan teslim olur, boyun eğeriz. Kazânın hükmüne zerre kadar inadımız yoktur.

Baş egmezüz edâniye dünyâ-yı dûn içün

Allah’adur tevekkülümüz i’timâdumuz

Bu aşağılık dünya için alçaklara başeğmeyiz. Tevekkülümüz, itimadımız ancak Allah’adır.

Biz müttekâ-yı zer-keş-i câha tayanmazuz

Hakk’un kemâl-i lutfınadur istinâdumuz

Biz, mevki ve makamın altın işlemeli yastığına dayanmayız. Allah’ın lutfunun büyüklüğüne, eksiksizliğine dayanır ve güveniriz.

Zühd ü salâha eylemezüz ilticâ hele

Tutdı egerçi ‘âlem-i kevni fesâdumuz

Her ne kadar günahlarımız, fenalığımız bütün varlık âlemini kapladıysa da, bunların korkusu ile kendimizi ibadete vermeye, ham sofuluğua sığınmayız.

Meyden safâ-yı bâtın-ı humdur garaz hemân

Erbâb-ı zâhir anlayamazlar murâdumuz

Şaraptan maksat, şarap küpünün içinin saflığı, temizliğidir; dış görünüşe bakıp da hüküm verenler, bizim istediğimiz şeyi anlayamazlar.

Minnet Hudâ’ya devlet-i dünyâ fenâ bulur

Bâkî kalur sahîfe-i ‘âlemde adumuz

                                                                BAKİ

Dünyanın zenginliği ve mutluluğu yok olup gider. Allah’a şükürler olsun ki, bu âlem sayfasında adımız sonsuza kadar kalır.

Mef’ û lü     / Fâ’ i lâ tü   / Me fâ’ î lü / Fa’ i lün

—    — .     /   —   . — .   /   . — — . / .   . —

 

 

                              GAZEL

Bir güneş yüzlü melek gördüm ki âlem mâhıdur
Ol kara sünbülleri âşıklarınuñ âhıdur

Bir güneş yüzlü melek gördüm kicihan onun ayıdır. O kara sümbülleri (saç değil) âşıklarının ahıdır.

Kareler geymiş meh-i tâbân gibi ol sevr-i nâz

Mülk-i Efrengüñ meger kim hüsn içinde şâhıdur

O nazlı servi parıldayan bir ay gibikaralar giymiş, sanki güzellikte Frenk ülkesinin padişahıdır.

‘Ukde-i zünnârına her kimse kim dil baglamaz 

Ehl-i îmân olmaz ol âşıklaruñ güm râhıdur

Zünnarının düğümüne gönül bağlamayan kimse iman ehli olamaz; o, âşıkların yoldan çıkmışıdır.

Gamzesi öldürdügine lebleri cânlar virür
Var ise ol rûh-bahşuñ dîn-i Îsâ râhıdur

Gamzesinin öldürdüğüne dudaklarıcanlar verir. Galiba o canbahşedicinin yolu İsa’nın dinidir.

‘Avniyâ kılma gümân kim saña râm ola nigâr
Sen Sitanbul şâhısın ol Kalatanuñ şâhıdur

Ey Avnî! Sevgilinin sana ram olacağını sanma. Sen İstanbul padişahısın, o Galata’nın şahıdır.

                         AVNİ   (FATİH SULTAN MEHMET)

 

 

                                   GAZEL

Zihî devlet ki gölerüm yüzünden oldı nûrânî
Visâlün lutf idüp savdı başumdan girü hicrânı

Yüzünden gözlerim nurlandı, vuslatın lütfedip başımdan ayrılığı yine uzaklaştırdı, bu ne güzel bir mutluluktur.

Severem seni can bigi hatâ didüm maâza’llah
Ne mikdârı ola cânun ki benzedem sana cânı

Seni can gibi severim, yanlış dedim; Allah korusun, canın ne değeri olur ki canı sana benzeteyim.

Yüce boyun kılur bende çemende serv-i âzâdı
Yüzün mihri ider tâban felekde mâh-ı tâbânı

Yüce boyun çimenlikte uzun serviyi kendine kul eder; yüzünün güneşi de gökte parlak ayı aydınlatır.

Eğer emseyidi senün leb-i la’lünden İskender

Niderdi isteyüp bunca cihânda âb-ı hayvânı

Senin kırmızı dudağını eğer İskender emseydi, dünyada abıhayatı bu kadar arayıp da ne yapardı.

Eğerçi cem’e şem’ isen beğüm her cem’ arasında

Perîşan kılma saçunı esirge ben perîşânı

Beğim, her ne kadar (sohbet)toplantısına mum isen de, hertopluluk arasında saçını dağıtma, benim gibi perişan koru.

Bugün çün hüsn devrânı senündür eyü ad ile
Süre gör devr-i hüsnüni ki geçer hüsn devrânı

Mademki bugün güzellik çağı senindir, güzelliğinin çağını iyi ad ile geçirmeye bak, çünkü güzellik çağı (çabuk) geçer.

Cemâlün iy büt-i Çînî cihânı dutdı ser-tâ-ser
Nite kim Rûm ilin şi’riyle bugün dutdı 
Dehhânî

Ey Çinli put (gibi güzel), güzelliğin dünyayı baştan başa kapladı, nitekim Dehhânî de bugün şiiriyle Anadolu’yu tutmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz