Karagöz & Hacivat Örnek Oyun Metinleri

8658

 

Karagöz & Hacivat Örnek Oyun Metinleri

 

1. METİN

 

HACİVAT -Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!

KARAGÖZ – Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
HACİVAT – Nereden gelip nereye gidiyorsun bakalım?
KARAGÖZ – Bir yere gittiğim yok da oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık… Biraz gezeyim dedim.
HACİVAT – Tabii iyi yaptın efendim kafan balon olmuştur.
KARAGÖZ -Hay hay kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.
HACİVAT – Hemen yanlış anlama yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.
KARAGÖZ – Kafam pişti de soğutmaya çıktım.
HACİVAT – Allah iyiliğini versin! Neyse çalışmalar iyi gidiyor mu?
KARAGÖZ – Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın…
HACİVAT – Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay…
KARAGÖZ – Şey okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?
HACİVAT – Bak meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak…
KARAGÖZ – Yerine kimse bakmayacak mı?
HACİVAT – Kimin yerine Karagöz'üm?…
KARAGÖZ -"Artık müdüre lüzum kalmayacak…" dedin ya!
HACİVAT – Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?
KARAGÖZ – Öyle söylesene köftehor!
HACİVAT – Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?
KARAGÖZ – Biliyorum Hacı Cavcav çok kolay!…
HACİVAT – Aferin demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım mektup nasıl yazılır?

KARAGÖZ – Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş… Onun içinden seçip seçip yazılır.
HACİVAT – Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?
KARAGÖZ – Niye yazılmasın? Bir yere yazdım oldu.
HACİVAT – Pekâlâ cevap geldi mi?
KARAGÖZ – Cevap gelmedi mektubun kendisi geri geldi.
HACİVAT – Neyse… O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?
KARAGÖZ – Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.
HACİVAT – Yine ne anladın mektup pişirilip yenir mi?
KARAGÖZ – Köftehor "Ördek ister misin?" dedin ya!…
HACİVAT – Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.
KARAGÖZ – Anladım talihsiz mektup olmaz.
HACİVAT – Talih değil tarih!… Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.
KARAGÖZ – Hay hay yazılır!
HACİVAT – Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?
KARAGÖZ – Yabancıya gitmesin kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.
HACİVAT – Saçmalama insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!
KARAGÖZ – Pataklarım ha! Babam mezarda postacı mektubu ona nasıl verecek?
HACİVAT – Allah Allah… Pekâlâ mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?
KARAGÖZ – "Keçi suratlı Hacı Cavcav çabuk yanıma gel canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.
HACİVAT – Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.
KARAGÖZ – Ben sana öyle yazamam çok istiyorsan otur kendin yaz!
HACİVAT – Pekâlâ bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.
KARAGÖZ – Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar üstüne de adres yazarım.
HACİVAT – Aferin Karagöz'üm sonra?…
KARAGÖZ – Sonra da oğluma telefon edip mektubu okurum.
HACİVAT – Yine sinirlerim oynamaya başladı.
 
 
2. METİN
 
 (İki arkadaş yürüyorlar.)
HACİVAT – Eeee, görüşmeyeli nasılsın Karagöz’üm?
KARAGÖZ – Köftehor, hergün görüşüyoruz ya!…
HACİVAT – Canım lafın gelişi öyle denir. Yani dünden beri nasılsın, neler yapıyorsun?
KARAGÖZ – Bulduğum her işi yapıyorum.
HACİVAT – Aferin, boş duranı kimse sevmez! Keşke okuma yazman da olsaydı hiç işsiz kalmazdın!
KARAGÖZ – Boş kaldıkça çalışıyorum ya…
HACİVAT – Çok iyi!… Neredesiniz?…
KARAGÖZ – Bizim evdeyiz…
HACİVAT – Canım öyle değil, yani çalışmanın neresindesiniz demek istiyorum?
KARAGÖZ – Çalışmanın içindeyiz Hacı Cavcav!
HACİVAT – Allah iyiliğini versin, sana nasıl anlatmalı? Ne çalışıyorsunuz?
KARAGÖZ – Bilmiyor musun, ilkokul birinci sınıf kitaplarına çalışıyoruz.
HACİVAT – Efendim, onu biliyorum! Haftalar evvel alfabeye başlamıştınız. Harfleri söktün mü?
KARAGÖZ – Ben söktüm de hanım kaybolmasınlar diye tekrar yerlerine dikiyor.
HACİVAT – Öyle değil, yani harfleri artık tanıyor musun?
KARAGÖZ – Tabii tanıyorum da birbirimizi görünce selamlaşıyoruz.
HACİVAT – Senin bugün yine tersliğin üstünde.
KARAGÖZ – Köftehor, seni görünce tersim dönüyor.
HACİVAT – Pekâlâ, heceliyor musun?
KARAGÖZ – Hay hay, geceliyorum.
HACİVAT – Değil efendim, yani yanyana gelen harflerin sesini verebiliyor musun?
KARAGÖZ – Ben ses veriyorum, onlar da bir ağızdan şarkı söylüyorlar.
HACİVAT – Sinirlenmemek için kendimi zor tutuyorum. Bana güzel cevaplar versen sana yardım edeceğim ama fırsat vermiyorsun ki…
KARAGÖZ – Köftehor, yardım ettin de "Olmaz" mı dedim.
HACİVAT – Pekâlâ, bizim alfabede kaç tane harf var?
KARAGÖZ – Herkesin kendi alfabesi oluyorsa sizin alfabede kaç harf olduğunu ne bileyim.
HACİVAT – Allah Allah!… Yani Türk alfabesinde kaç harf var biliyor musun?
KARAGÖZ – Onu bilmeyecek ne var!
HACİVAT – Aferin, söyle bakalım?
KARAGÖZ – Önce sen söyle ki kendin biliyor musun göreyim!
HACİVAT – Canım bilmesem ben okuyup yazabilir miyim! Tabii yirmi dokuz harf var Karagözüm!
KARAGÖZ -Aferin, ben de öyle söyleyecektim Hacı Cavcav!
HACİVAT – Neyse… İlk harfin adı nedir?
KARAGÖZ – Köftehor aklımı karıştırma! Harflerin adı soyadı da mı oluyor?
HACİVAT – Seni ders çalıştırırken oğlun nasıl sabrediyor, "İmdat" diye bağırmıyor, aferin çocuğa!
KARAGÖZ – Oğlumu harflere karıştırmam!
HACİVAT – Efendim ilk harfin adı aaaaa’dır. Neymiş?…
KARAGÖZ – Aaaaaaadır!…
HACİVAT – Aaaaadır değil, aaaaa!…
KARAGÖZ – Hacı Cavcav, bu harfin adı bizim alfabede çok kısa idi ama senin ağzında lastik gibi uzadı.
HACİVAT – Sen kısasını öğren yeter a…
KARAGÖZ – Gördün mü, ben de sana öğretiyorum.
HACİVAT – Pekâlâ, daha sonra hangi harfler gelir?
KARAGÖZ – Bilmeyecek ne var, öteki harfler gelir.
HACİVAT – Efendim, be, ce, çe, de..
KARAGÖZ – Hay hay, peçete gelir. yemek mi var?…
HACİVAT – Hay peçete gözüne girsin! Kaç tane sesli harf olduğunu da bilmiyorsun değil mi?
KARAGÖZ – Harflerin hepsi seslidir Hacı Cavcav!
HACİVAT – Kim söyledi?…
KARAGÖZ – Kimse söylemedi ama harfin sesi çıkmazsa onu nasıl okuruz? Sen beni kandırıyorsun!
HACİVAT – Sen okuma yazma öğrenirsen, kediler de alfabeyi öğrenirler. (Hacivat, sonra Karagöz giderler.)
 
3. METİN
 
İftar Bilmecesi
 
(Hacivat, arkadaşının arkasından yetişir.)
HACİVAT – Merhaba Karagöz'üm, uğurlar olsun!
KARAGÖZ – İftar kokuları burnuna dolsun!
HACİVAT – Hah hah hah!… Eksik olma, beni yine güldürdün! Aman!…
KARAGÖZ – Ne oldu Hacı Cavcav, kel kafanı bit mi ısırdı?
HACİVAT – Değil efendim! Sen göbeklenmişsin?…
KARAGÖZ – Pataklarım ha, ağzını bozma!
HACİVAT – Canım fena bir şeyi mi söyledim?
KARAGÖZ – Köftehor, "Sen köpek yemişsin!" dedin ya!…
HACİVAT – Efendim hiç öyle söyler miyim? Yani göbek yapmışsın diyorum.
KARAGÖZ – Ne zaman börek yapmışsın?…
HACİVAT – Allah iyiliğini versin, hemen saçmalamaya başladın! Kilo almışsın…
KARAGÖZ – Bizde terazi yok ki, kilo alıp ne yapayım?
HACİVAT – Nasıl anlatmalı?… Şişmanlamışsın!…
KARAGÖZ – Öyle söylesene! Hay hay!…
HACİVAT – Nasıl da farketmemişim? Çok kilo almışsın!
KARAGÖZ – Köftehor, başka türlü geçinebilir miyim?
HACİVAT – Canım, Ramazan'da kilo almanın geçinmekle ne alâkası var anlayamadım?
KARAGÖZ – Anlayamayacak ne var? Her akşam birkaç iftira, her gece birkaç sahura gidiyoruz ya, tabii bir ayda yirmiiki kilo şişmanlıyorum.
HACİVAT – Allah Allah?…
KARAGÖZ – Sonra da parasızlıktan Ramazan sonrası on bir ay akşam yemekleri ile idare ettiğim için ayda iki kilo zayıflayıp, gelecek Ramazan'a kadar idare ediyorum.
HACİVAT – Allah iyiliğini versin! Bırak şakayı ama Karagöz'üm, şişmanlık iyi değil! çeşitli hastalıklara sebep olur.
KARAGÖZ – Hay hay!… Sen şimdi bırak şişmanlığı da Hacı Cavcav, aklıma bir bilmece geldi.
HACİVAT – Hatırın kalmasın, sor bakalım?
KARAGÖZ – Ama bilemezsen bize iftara geleceksiniz!
HACİVAT – Anlayamadım? Öyle şey olur mu?
KARAGÖZ – Pataklarım ha, bal gibi olur!
HACİVAT – Bilmeceyi bilirsem, siz bize iftara geleceksiniz? Ters oldu ama sor bakalım?
KARAGÖZ – Ters sensin! İyi dinle!… Bugün hangi gün?
HACİVAT – Canım bırak bugünü de sen şu bilmeceyi sor bakalım?
KARAGÖZ – Köftehor, sordum ya!…
HACİVAT – Allah Allah, ne zaman sordun? "Bugün hangi gün?" dedin o kadar…
KARAGÖZ – İyi ya, işte o bilmece idi.
HACİVAT – Efendim öyle bilmece olur mu? çocuklar bile cevabını hemen verir. Bugün hangi gün olacak? Sen de biliyorsun ki Cumartesi…
KARAGÖZ – Bilemedin Hacı Cavcav!…
HACİVAT – Hah hah hah, haydi Pazar olsun!
KARAGÖZ – Düşün de öyle cevap ver!
HACİVAT – Düşünecek ne var? Cumartesi, Pazar olmazsa… Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe…
KARAGÖZ – İyi düşün de sonra mızıkçılık yapma!
HACİVAT – Kaldı bir gün… Bildim, Cuma!…
KARAGÖZ – Bilemedin!…
HACİVAT – Allah Allah?… Pekâlâ bilemedim, cevabını sen söyle bakalım!
KARAGÖZ – Köftehor, bugün Ramazan günü…
HACİVAT – Birâder böyle bilmece olur mu? sen uydurdun!
KARAGÖZ – Baştan kabul etmeseydin!
HACİVAT – Haklısın ama bana doğru dürüst bir bilmece soracaksın zannettim. Ne olacak şimdi?…
KARAGÖZ – Söyledim ya, bu akşam bize iftira geleceksiniz?
HACİVAT – Karagöz'üm, sen bizi kolay kolay iftara dâvet etmezsin ya, bu işin içinde bir bit yeniği var.
KARAGÖZ – Bit yemi yok, fare zehiri var.
HACİVAT – Pekâlâ sorması ayıp olmasın da iftarda bize neler ikram edeceksin bakalım?
KARAGÖZ – Köftehor bilmiyor musun? Neler getirirseniz onları beraberce yiyeceğiz. (Yürümeye devam ederler.)
 

4. METİN

 

 

 
Davul Bahşişi
 
 
(İki arkadaş konuşarak yürüyorlar.)
 
HACİVAT – Aman Karagöz'üm, beni bazen kızdırsan da seni görünce rahatlıyorum, Nasılsın?…
KARAGÖZ – Teşekkür ederim, iyiyim Hacı Cavcav!
HACİVAT – Hayrola, kendi kendine niye gülüp duruyorsun?
KARAGÖZ – Başıma gelenleri hatırladıkça gülmeden edemiyorum. Hah hah hah!…
HACİVAT – Hah hah hah!… Demek seni bu kadar çok güldürecek kadar tuhaf şeyler oldu.
KARAGÖZ – Pataklarım ha, sen gülme!
HACİVAT – Canım nasıl gülmeyeyim, baksana çok komikmiş…
KARAGÖZ – Köftehor, daha beni dinlemeye başlamadan neye gülüyorsun?
HACİVAT – Tamam efendim, gülmüyorum. Haydi anlat?…
KARAGÖZ – Biliyorsun, Ramazan gelince benim dededen kalma davulu köşesinden çıkarıyorum.
HACİVAT – İyi yapıyorsun Karagöz'üm! Davulsuz Ramazan tuzsuz yemeğe benziyor.
KARAGÖZ – İyi ya, ben de ilk günden davulumu gümbürdettim ki Ramazan şenlenir oldu.
HACİVAT – Aferin, eline koluna sağlık!… Sonra?…
KARAGÖZ – Dinleyeceksen çeneni kapat Hacı Cavcav!
HACİVAT – Kapattım!…
KARAGÖZ – Dün de davulumu sırtlayıp düştüm yollara… Komşu mahallede kapı numarası ile başlayıp salladım tokmağı…
HACİVAT – Aman çal davulu Karagöz'üm, çal ki şu güzel Ramazan âdetimiz unutulmasın!
KARAGÖZ – Pataklarım ha, yine çenen açıldı!
HACİVAT – Canım efendim, verdiğin bilgilere senin adına seviniyorum da konuşmadan edemiyorum.
KARAGÖZ – Davulun sesi bir güzel çıkıyor ki Hacı Cavcav, keyfime değme gitsin!…
HACİVAT – Oh oh, maşallah, gelsin bahşişler!…
KARAGÖZ – Bahşişler geldi de… Evin birisinde başıma bilsen ne işler geldi.
HACİVAT – Aman Karagöz'üm, yanlışlık mı oldu?
KARAGÖZ – Yanlışlık falan olmadı da… Huysuz Haydar beyin kapısında işler karıştı. Evde sesler var, bekle bekle bahşiş yok…
HACİVAT – Efendim yoksa geç öteki kapıya… Herkes zorla para vermek zorunda değil ki…
KARAGÖZ – Bana bak, alamadığım bahşişleri sonra senden isterim ha! Köftehor, vermeyeceklerse önceden söylesinler de boşuna tokmak sallamayayım.
HACİVAT – Sen de haklısın Karagöz'üm! Pekâlâ, bekleyince ne oldu?
KARAGÖZ – Ne olacak, ben davul çalmaya devam edince üstüme pencereden bir kova suyu boşalttı.
HACİVAT – Çok ayıp etmiş ama bir şeye mi sinirlenmiş?
KARAGÖZ – Ben kapısında davul çalmadan az evvel evini soyan hırsıza sinirlenmiş Hacı Cavcav!
HACİVAT – Canım olsun, hırsıza kızıp davulcunun başına su boşaltılır mı?
KARAGÖZ – Hay hay, boşaltılmaz ya… Huysuz Haydar beyin bütün parası çalınmış da bana verecek bahşiş bile kalmamış…
HACİVAT – Vah vah vah!… Pekâlâ sen ne yaptın?
KARAGÖZ – Ne bileyim!… Kafama su boşaltacağına, pencereden soyulduğunu söylesene, topladığım bahşişleri de verirdim.
HACİVAT – Aferin Karagöz'üm! Eeee, sonra?…
KARAGÖZ – Ben inadına kapıda çalmaya devam ediyorum.
HACİVAT – Şey, davulun ıslanmamış mı?
KARAGÖZ – Önce ıslanmamıştı. Çalıp söylediğim mâniyi duyunca kafama bir kova daha su boşlattı.
HACİVAT – Ne mânisi söyledin bakayım?
KARAGÖZ – Yarım kaldı uykusu,
Sardı bahşiş korkusu,
Haydar Bey pencereden
Başıma boşalttı su.
HACİVAT – Allah iyiliğini versin Karagöz'üm!… (Konuşarak yürümeye devam ederler.)

 

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz